"18 Yaşında Seksi Sarışın Değilseniz Tavsiye Ederim"
Tuna Kiremitçi
"İnsanlığın henüz doğmamış olduğunu düşünüyorum."
O Tuna Kiremitçi...
“Sanat dünyasının ahtapot adamı”İlk albümü Denize Doğru ile müzik dünyasına "Merhaba" dedi. Müziğe mesafeli olduğu dönem yazdığı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" romanıyla büyük yankı uyandırdı ve o yılın sürpriz edebiyat olaylarından biri kabul edildi. Edebiyat dünyasına zirveden giriş yapmış genç bir yazar olarak "Bazı şiirler bazı şarkılar - Yolda üç kişi - Selanikte sonbahar - Kendi Seven Ağlamaz" romanlarının dikkat çekmesiyle, başarısının tesadüf olmadığını edebiyat dünyasına kanıtlamış oldu. İlk ve son uzun metrajlı filmi "Adını Sen Koy" ile yönetmen koltuğuna oturan sanatçının yönetmenliğe devam etmemesi, sinema severleri çok üzmüş olacak ki yeni çalışmalarını merakla takip ettiklerini belirtmek isterim... Kariyerinin 20. yılında düet proje albümleriyle kariyerinin hala zirvesinde olduğunu, yıllar için çok iyi şarkılara imza atıp sanat dünyasında kalıcı dostluklarıyla sanatçılara ve dinleyicilere örnek olmuştur. O Tuna Kiremitçi! Başarılı bir şarkıcı, yüreğinden kağıda dökülen sözlerin adamı! Edebiyat dünyasının vazgeçilmez yazarı ayrıca aşk erkeği ve mükemmel bir baba!... "İnsanlığın Öldüğünü Duydum" solo albümü ile müzik listelerinde hızla yükselişe geçen Kiremitçi, hakkında merak edilenleri, kariyeriyle ilgili planları ve hala devam eden projelerini bizlerle paylaşıyor. Sözü uzatmayalım, sözü Tuna Kiremitçi'ye bırakalım.
Sevenleriniz
adına soruyorum: Işıklar sönüp evinize gittiğinizde nasıl bir Tuna Kiremitçi
var?
Sakin ve
kendi halinde… Genellikle Manu Chao ya da Fikret Kızılok dinlemekten, domates
çorbasından, sevdikleriyle zaman geçirmekten, şu sıra Buket Uzuner okumaktan ve
“Better Call Saul” dizisini izlemekten hoşlanan bir adam. Yeni şarkılar
bestelemekten de geri kalmıyor bu arada tabii. Zaten genellikle evden çalışan
birisiyim. Gitarım ve piyanom orada sonuçta.
“İnsanlığın
Öldüğünü Duydum” adlı albümünün oluşum süreci nasıl oldu, kimlerle çalıştınız?
Şarkılarımı
genellikle çok uzun sürelerde yazarım. Birinin tamamlanması ortalama 2-3 yıl
sürer. Böyle böyle birikmiş yeterince şarkım olduğunu görünce artık bir solo
albüm yapmam gerektiğine karar verdim. Pasaj Müzik’teki arkadaşlarım 3 EP
halinde çıkarmamı teklif ettiler, bana uyar dedim. Sonra aranjörüm Efe Demiryoğuran
ile beraber oturup kayıtlara başladık. Epey uğraştık ama sonuçtan memnunum.
Albümün
adı neden “İnsanlığın Öldüğünü Duydum”? Gizli bir mesaj mı var?
Dünyanın
haline baktıkça ben de herkes gibi soruyorum kendime “Acaba insanlık öldü mü?”
diye. Aslında Eylül’de çıkacak olan dördüncü şarkımızdan bir dize. Daha iyisini
bulamadığımdan albüm adı olarak onu seçtim. Yani diğer şarkılar çıktıkça
albümün gizemi de yavaş yavaş çözülecek yani.
“İnsanlığın
Öldüğünü Duydum” albümü hangi duygularımıza tercüman?
Umutsuzluk
ve umut. Ben gerçek insanlığın henüz doğmamış olduğunu düşünüyorum mesela.
Belki de gerçek insanlıkla daha tanışmadık. Gerçek insanlık dediğim şey bilmediğimiz
bir gelecekte, henüz tanımadığımız bir anneden doğacak. Bizi tarih kitaplarında
“İnsanlık Öncesi Dönem İnsanları” bölümlerine koyacaklar. Karamsar gibi
görünmesine rağmen aslında içten içe bir şeyler umut eden bir şarkı diyebiliriz
yani.
“İz
Kalmadan” şarkısının klibi bize ne anlatıyor?
Konulu
bir klip değil, müzisyen arkadaşlarımla beraber şarkımızı çalıp söylüyoruz ki
bence en güzel klipler böyle kliplerdir. Hiçbir şey müziğin önüne geçmiyor.
Müzikteki nüanslar görüntülerle destekleniyor. Eğer 18 yaşında seksi bir
sarışın değilseniz tavsiye ederim, en iyi yol bu.
Geri
dönüşlerden memnun musunuz?
Oldukça
memnunuz, dijital platformlarda en çok dinlenen ikinci şarkım oldu kısa sürede.
Birinci sıradaki “Birden Geldin Aklıma” artık klasikleştiği için onu geçebilir
mi bilmem ama şu an bulunduğu yer de gayet güzel. Hele şu zor zamanlarda
yayınlandığını da düşünecek olursak.
"Tuna
Kiremitçi ve Arkadaşları" albümleri nasıl doğdu?
Müzik
hayatımın yirminci yılı olan 2016’de eski dostum ve Pasaj Müzik’in sahibi Murat
Doğan sağ olsun böyle bir öneride bulundu. Sanırım beni onore etmek için. Eski
ve yeni şarkılarımı sevdiğim kadın solistlerle düet olarak seslendirmemi
önerdi. 2016 Haziran’ında eski arkadaşım Pamela ile söylediğimiz “Uçmak
İstiyorsan” şarkısıyla yolculuk başladı ve tam üç yıl sürdü. Her ay yeni bir
şarkı yayınladık. Müzik dünyasında daha önce görülmemiş bir olaydı.
"Kadın sanatçılara teklif götürdük"
İsimlere
nasıl karar verdiniz?
Pasaj
Müzik ile beraber karar verdik. Kişiliğine, çizgisine ve duruşuna hayran
olduğumuz kadın sanatçılara teklif götürdük, onlar da sağ olsunlar kabul
ettiler.
Bu
isimleri bir araya getirmek için nasıl bir bütçe harcadınız?
Misafir
solistlerimiz maddi hiçbir talepte bulunmadılar. Sadece standart stüdyo, kayıt
ve prodüksiyon masraflarımız oldu. Hepsi de yapımcım Pasaj Müzik tarafından
karşılandılar.
"Tuna
Kiremitçi ve Arkadaşları" albümlerinizde popüler şarkıcıları göremedim.
Dikkatli
bakarsanız albümde Yıldız Tilbe, Zara, Öykü Gürman, Tuvana Türkay, Gonca
Vuslateri, Jehan Barbur gibi isimler gözünüze çarpabilir. Hepsi de pek çok
dinleyicisi olan sanatçılardır. Güzel şarkıları var, tavsiye ederim.
Proje
düet albümlerinde yer alan şarkıların hepsine klip çekilmiyor, klip çekilmeyen
şarkı ve düet yapılan sanatçıya saygısızlık yapıldığını düşünüyorum.
Şarkılarınızı kimler okudu?
Benim
dışımda Müslüm Gürses, Haluk Levent, Ajda Pekkan, Demet Sağıroğlu gibi
sanatçılar tarafından okunmuş bestelerim de var. Bazılarına klip çekildi,
bazılarına çekilmedi. Her şarkıya klip çekilecek diye bir şart yok, iyi bir şarkı
er ya da geç dinleyicisiyle buluşmayı başarır. 15-20 yıl sonra da
dinlenebilecek şarkılar yazmaya çalışırım hep. Sabun köpüğü müziklerle pek işim
yok. Ama iyi çekilmiş kliplerden de hoşlanıyorum. Gaye Su Akyol’un “İstikrarlı
Hayal Hakikattir” klibi gibi mesela.
Ahtapot
gibi adamsın! Sanatın her alanında bir kolun var ve başarılısın… Tuna
Kiremitçi’nin başarısının sırrı nedir?
18
yaşındayken gitar çalan şair çocuktum. Aslında bakarsan bugün de gitar çalan
şair çocuğum. Sadece aradan geçen yıllarda meraktan ya da mecburiyetten başka
boyalara da girip çıktığım oldu. Sanatı karşılıklı ilişkiler içinde bir bütün
olarak düşünmeyi seviyorum. Yazar, sinemacı, çizer arkadaşlarım da bana çok
ilham veriyor. Ama kendimi ifade ettiğim asıl mecra müzik. Beyoğlu’nda
büyüdüğüm yıllardan beri böyle. O zamanlar Beyoğlu böyleydi. Taksim’den Tünel’e
bir kez yürüsen sanat eğitimi almış gibi olurdun.
"Torunumun, torunu kansere çare bulacaktır."
Baba
olmak nasıl bir duygu?
Harika
bir duygu. İnsan bu sayede dünyayı ve kendisini yeniden keşfediyor.
Dünya bu
kadar kötüyken, çocuk sahibi olmaktan korkmadın mı?
Ebeveyn
olmak yeni yeni endişeler edinmek demek haklısın. Ama dediğim gibi, umutsuz da
yaşanmıyor. Belki torunumun torunu kansere çare bulacaktır ya da dünyaya barış
getirecektir kim bilir? Dünyanın geçmişi de şimdikinden daha iyi değildi ona
bakarsan. Yani kaybettiğimiz bir cennet yok ortada. Biz başarabildiğimize göre
onlar da başarabilirler.
Sizce ülkemizde evlilik eşitliği
"eşcinsel evlilik" hakkı verilmeli mi?
Eğer
evliliğin illa iyi bir şey olduğuna eminsek verilmeli tabii. Şaka bir yana
evet, bunun kanuni bir hak olması gerektiğini düşünüyorum.
"Tuna Kiremitçi'nin Eşcinsellere Mesajı Var."
LGBTİ+ bireylere bir
mesajınız var mı?
Türkiye
cinsellik ve cinsel yönelimler konusunda genellikle ikiyüzlü bir ülke. “Osmanlı
torunu” olmak süper maço bir şey sayılır mesela ama baksan Divan şiirleri
genellikle erkek sevgililere, erkek şairler tarafından yazılmıştır. Nedense hiç
sözü edilmez. Böyle bir coğrafyada cinsel yönelimini özgürce ve gururla
yaşamayı seçenlere saygılarımı sunarım.
Çocuğunuzun eşcinsel
olduğunu öğrenseniz tepkiniz nasıl olurdu?
Şaşırmazdım
desem yalan olur; ama sonuçta vereceğim tavsiye sanırım şu an verdiklerimle
yine aynı olurdu: “Hayatına alacağın insanları dikkatli seç, hiçbir şeyin
özsaygını zedelemesine izin verme ve İsveç’te falan yaşamadığını unutma.”
Gelecek
ile ilgili projelerin neler?
Sağlığım
ve ömrüm elverdiğince yeni şarkılar yaparak insanların hayatlarına
dokunabilmek. Onlara duygu ve düşüncelerinde yalnız olmadıklarını hissettirmek.
Hayatlarını güzelleştirecek bir fark yaratmak. Planım bundan ibaret. Sanat da
zaten bunun için var.
Bu son
sorum. Sevgili okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Son
sözüm her zaman aynıdır benim: En sağlam direniş, kalbi temiz tutmaktır.
90’lar
tadında sorular…
Yaş-Boy-Kilo:
47-1.85-90
Burcu:
Balık
Ayakkabı
numarası: 44
Göz
rengi: Yeşil
Saç
rengi: Kumral
Arabası: WV Golf
Kullandığı
parfüm: Mood Black
Sevdiği
renk: Koyu mor
Sevdiği
yemek: Rakı-balık
En
sevdiği tatil yeri: Barcelona ve Foça
En
sevdiği sanatçılar: ManuChao, Bob Marley, Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok,
Suzanne Vega
İlk ve
son hit parçası: Yine Sevebilirim – Birden Geldin Aklıma
İdeal
tipi: İnce yapılı kişiler
Tuttuğunuz
takım: Eskişehirspor
Ne tür
müzik dinlersiniz: Her türün iyilerini dinlerim, işim bu sonuçta
En
sevdiğiniz şarkı ve nedeni: “California Dreaming” bana müziği sevdiren şarkıdır
Yaptığınız
en büyük çılgınlık: Evlenmek
Sevdiğiniz
için neleri göze alırsınız: Akşam trafiğinde arabayla Mecidiyeköy’e girmeyi
Sizi
sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: Sakin bir yere birkaç günlük
de olsa baş başa yolculuk ayarlaması
Şu an
ruhunun olmak istediği yer: Barcelona
İzlemekten
keyif aldığın TV programları neler: Polisiye dizi ve filmler genellikle
Hayatta
en çok kıymet verdiğin insan: Çocuklarım
Hayvan
besliyor musunuz: Çocuklarımın besledikleri hayvanlara bazen ben de bakıyorum
Aşk her
şeyi affeder mi: Affederse herkesin hayrına olur
Benzetildiğiniz
biri var mı: Ergenliğimde Michael J. Fox’a benzetenler çıkardı
Fobilerin
– Hobilerin: Yükseklikten korkarım. Arada roman ve hikâye yazmak gibi de bir
hobim var
En büyük
hayaliniz: Çocuklarımla beraber bir gün dünyayı dolaşmak
Beğendiğiniz
ve Beğenmediğiniz huyunuz: Sabırsızlığım bazen canımı sıkıyor. Kriz anlarında
sakin kalabilmemse hoşuma gidiyor
Sizi en
mutlu eden iltifat hangisi: Birisi yanımda kendisini iyi hissettiğini söylerse
bu en büyük iltifattır
Röportaj:
MURAT FIRAT





Yorumlar
Yorum Gönder